Doğum Sonrası Anneleri Neler Bekliyor

Dokuz aylık zorlu maratonu bitirip bebeğinizi kucağınıza alınca her şey bitiyor mu? Aslında her şey yeni başlıyor… Lohusalık ve sonrasında sizi neler bekliyor?

 

Bebek içeride durduğu gibi durmaz. Anne karnındayken beslenme, ısınma, korunma gibi tüm ihtiyaçlarını siz karşılarken; dışarıda ise tüm bunları kendi yapmak zorunda kalır. Ancak elbette bu işleri kendi başına yapamaz ve yine en çok iş size düşer. Çünkü doğum olana kadar nasıl pek çok noktaya dikkat ediyorsak, doğum sonrasında da dikkat etmemiz gereken bazı hususlar var. Unutmayın, buradaki tüm öneriler doğum sonrasını da en sağlıklı şekilde geçirmeniz için…

Lohusalık Dönemi

Akıntılar

Doğumu takip eden günlerde “loşi” denen, adet kanamasına benzer kırmızı renkli bir akıntı olur. Akıntı günler içinde azalır, pembeden sarı-beyaza döner ve biter. Bu dönemde petleri sık sık değiştirmek, her tuvalet sonrası bol suyla yıkamak gerekir. Eğer akıntınız devam ederse ve kötü kokulu bir hal alır, ateş ve kasık ağrısı da buna eklenirse hekime başvurmalısınız.

Enfeksiyonlar

Doğum vajinal yolla yapıldıysa yırtıkveya kesilere bağlı dikişler olabilir. Bu nedenle dikişlerinizin temizliğine özen göstermelisiniz. Bu dönemde tampon kullanmamak, hijyenik pet kullanmak sağlıklıdır. Tuvalet sonrası bol akan suyla yıkamak da, yarada oluşabilecek enfeksiyonlardan korunmak açısından son derece faydalıdır.

Lohusalık Sonrası Dönem

Doğum sonrası 6 haftalık lohusalık dönemi bitiminde doktor muayenenizi ihmal etmeyin. Rahmin küçülmesi, varsa yaraların iyileşme süreci, cinsel hayatın ne zaman başlayacağı bu muayenede değerlendirilecek.

İdrar Sorunları

Doğum sonrası, annelerde idrar yapmayla ilgili zorluklar yaşanabilir. İdrar kaçırma, tutamama, tamamını boşaltamama, idrar yaparken ağrı gibi sorunlarınız olursa doktorunuza başvurmalısınız. Bu arada idrar tutamama sorunu genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden düzelir.

Hemoroit

Doğum yaparken ıkınmalar, hemoroide yol açabilir. Kabız olmamaya çalışmak hemoroitlerin iyileşmesini kolaylaştırır. Lohusalık bitiminde halen hemoroit sorununuz varsa bir genel cerrahi uzmanına danışmalısınız.

Emzirme

“Sütüm yetiyor mu?” sorusu annelerin en büyük derdidir. Emzirme tekniğini hastanedeyken öğrenmek ve bunu uygulamak, meme başının temizliğine dikkat etmek, bol sıvı almak, sütün memede birikmesini önlemek en önemli tedbirlerdir. Memedeki süt kanalları tıkanıp memeler boşaltılamıyorsa sıcak havlu veya ılık duş ile yumuşatılıp sonra elle veya pompayla sağmak iyi gelecektir. Bu işlem ihmal edilirse memede enfeksiyon gelişerek yüksek ateş, titreme, apse gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Beslenme

Doğumdan itibaren kendi bakımının yanı sıra bebeğinin ve evinin bakımı anneyi haliyle çok yorar, vücut direncini zayıflatır. Bunun üstesinden gelmek için beslenmenize dikkat edin ve aşağıdaki önerilerimizi mutlaka uygulayın:

  • Soğan, sarımsak, brokoli, kabak, karnabahar, acı baharatlar veya kurubaklagiller, anne sütünün tadını değiştirebilir. Bebeğinizde ciddi birtakım huzursuzluklar gelişirse bu tür besinleri ya daha az sıklıkla tüketin yada hiç tüketmeyin.
  • Yemeklerde iyotlu tuz kullanın.
  • Hazır besin tüketiminden kaçının (hazır çorba, hazır köfte harcı vb.), fast food ve içeriği bilinmeyen besinler tüketmeyin.
  • Çay tüketiminizi azaltın, kafeinli içecekler tüketmeyin.
  • Şeker boş enerji kaynağı olduğundan, şeker yerine kan yapıcı pekmez tercih edin.

Süt miktarı, sezaryen ile doğum yapan annelerde bazen yetersiz gelebilir. Annenin dinlenmesi, emzirmeye devam etmesi süt salınımını artıracaktır. Her öğünde mutlaka protein kaynaklı besinleri bol miktarda tüketmeye çalışın. Emzirme dönemi bazen zayıflama için de bir fırsat gibi görülebilir. Eğer kalori kısıtlaması gibi bir yola girilirse süt kalitesi ve süt miktarı da bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Erken dönemde yapılan yoğun egzersizler ise süt lezzetini etkilediğinden bebeğinizin anne sütünden uzaklaşmasına ve büyüme eğrisinin yavaşlamasına yol açabilir.

Psikoloji

Doğumdan sonra görülen, 1-2 hafta süren, yorgunluk, keyifsizlik ve ağlama krizleri ile kendini gösteren lohusalık hüznü; gerekli psikolojik, sosyal ve fiziksel destekle kısa zamanda geçer. Ancak lohusalık hüznü 2 haftadan uzun sürerse annede anksiyete, içe kapanma, çaresizlik hissi, duygusal dengesizlik, bebekten uzaklaşma, umutsuzluk ve intihar düşünceleri ortaya çıkabilir. Bu da doğum sonrası (postpartum) depresyona işaret eder. Böyle bir durumda hiç zaman kaybetmeden uzmanlardan gerekli psikolojik destek almayı ihmal etmeyin.

Her anne adayı, anneliğin çok keyifli ama bazen de bir o kadar zor bir görev olduğunu kabullenip; doğum sonrası yaşayabileceği hormonel, fiziksel ve psikolojik sıkıntılara karşı hazırlıklı olmalıdır. Gerektiğinde yakınlarınızdan destek almaktan çekinmemeli; yaşadığınız sıkıntıları yakın çevrenizle paylaşmalısınız. Unutmayın ki, okuduğunuz hiçbir kitap, katıldığınız hiçbir seminer sizi, anneliğin bazen zorlayıcı ama çoğu zaman büyük bir mutluluk veren, büyüleyici ve karmaşık dünyasına tam olarak hazırlayamaz. Tamamen size muhtaç bebeğinizle yepyeni bir hayata başlamak, müthiş bir adaptasyon sürecini de beraberinde getirir. Dolayısıyla kimi zaman yorulabilir, zorlanabilir, çaresiz hissedebilirsiniz. Sakin olun ve şu gerçeği bilin; mükemmel anne yoktur. Siz mükemmel anne olmaya değil, bebeğinizin her döneminden keyif almaya çalışan, psikolojik ve fiziksel açıdan sağlıklı, mutlu bir anne olmaya özen gösterin.

Cilt Sağlığı

Hamilelik döneminde olduğu gibi sonrasında da güneşten korunma önemli bir konu. Koyulaşma olan benlerinizi bir dermatoloji uzmanına göstermenizde fayda var. Koltukaltları, genital bölge, boyun kenarları, karın bölgesi, meme başındaki renk koyulaşmaları için çeşitli tedaviler uygulandığını unutmayın.

Hamilelik döneminde plasenta ve yumurtalık kaynaklı erkeklik hormonunun (androjenler) yağ bezleri üzerindeki etkisinin artışına bağlı olarak tüylenme (hirsutism) görülebilir. Tüylenme en sık yüzde, daha az oranda ise kollarda, bacaklarda ve sırt bölgelerinde oluşabilir. Eğer tüylenme artışınız çok belirginse yumurtalık kaynaklı bazı hastalıkların araştırılması gerekir. Hormon kaynaklı hastalıklar dışlandıktan sonra tüylenme problemi için tedaviye geçilmelidir. Doğum sonrasında ise lazer tedavileriyle sorundan kurtulmak mümkün.

Hamilelik döneminde saç sağlığında da değişimler gözlenir. Örneğin, anagen saçlar dediğimiz büyüyen saçlarda sayıca artış olur. Telogen saçlar dediğimiz dökülme dönemindeki saçlar ise yüzde 5-10 oranında azalır. Fakat doğum sonrası çoğu saç anagenden telogen evreye geçer ve doğum sonrası annede telojen effluvium denilen saç kaybı başlar. Saçlarda kayıp, doğum sonrası 1.-5. aylarda artarak, 6 ay-1 yıl içinde düzelme gösterir. Annede doğum sonrası 1 yılı geçen saç kayıpları saçlarda seyrelmeye sebep olur. Eğer uzun süreli saç dökülmeniz ve saçlarınızda seyrelme mevcutsa nedeni araştırılmalı ve tedaviye geçilmelidir. Yine hamilelik döneminde ortaya çıkabilen sivilceler ise doğum sonrasında hem deri üzerinden hem ağızdan alınabilecek ilaçlarla ya da lazer ile tedavi edilebilir.

Zor ama bir o kadar da mutluluk veren doğum sonrası dönemde, doktorunuza danışmaktan çekinmeyin. Bu günleri bir daha yaşamayacaksınız, tadını çıkarın.

Doğum Sonrası İlk 10 Gün Uzak Durun!

  • Çiğ süt
  • Çiğ sebze ve meyve
  • Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya, börülce vb.) ve bulgur
  • Lahanagiller (pırasa, beyaz lahana, karalahana, brokoli, brüksel lahanası vb.)
  • Çok soğuk ve çok sıcak besinler, içecekler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Medistate Kavacık  Hastanesi/Medistate Yaşam Dergisi/Sayı-8

Web: https://www.medistate.com.tr/

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir