Hamilelik ve Böbrek

Böbrek hamilelik döneminde vücutta ilk değişime uğrayan organlardan biridir. Vücudun su tutmaya başlaması, böbreklerin çalışma oranlarında yüzde 50’ye yakın artış ve böbrek boyutlarında büyüme gibi değişimler görülebilir.

 

Hamilelik döneminin sağlıklı geçirilmesi için hekim kontrolü önemlidir.  Bir kadına bahşedilen en büyük mucizelerden birisi yeni bir hayatın başlangıcı olan hamileliktir. Büyük bir heyecanla başlanan bu sürecin sağlıklı olarak sürdürülmesi her ebeveynin vazgeçilmez isteğidir. Hamileliğin öğrenilmesinden itibaren herhangi bir sorunla karşılaşmadan bu süreci tamamlamak amacıyla anne adaylarının bir hekimin takibine girmesi gerekir.

Hamilelik esnasında vücudun birçok organında önemli değişiklikler olduğu gibi böbreklerde de hamilelik döneminin daha sağlıklı sürmesini sağlayacak değişimler meydana gelir. Vücudun su tutmaya başlaması, böbreklerin çalışma oranlarında yüzde elliye yakın artış, böbrek boyutlarında büyüme bunlardan birkaçıdır.

Yapılan tetkiklerde idrarla protein atılımında iki katına kadar artış, şeker hastalığı olmaksızın idrarda glikoz varlığı da görülebilir. Kan basıncı hormonların damarları genişletici etkisi ile kısmen düşüş gösterir. Bunlar sağlıklı bir hamilelikte olması gereken değişikliklerdir.

Hamilelikte kansızlıktan sonra en çok karşılaşılan ikinci sorun idrar yolu enfeksiyonlarıdır. İdrar yolu enfeksiyonları hamile kalan kadınların yaklaşık yüzde 10’unda karşımıza çıkmaktadır. Üç şekilde görülmektedir; idrarda bakteri varlığı (asemptomatik bakteriüri), idrar kesesi iltihabı (sistit) ve böbrek iltihabı (piyelonefrit). İdrarda bakteri bulunması durumu dâhil tüm enfeksiyonlar tedavi edilmelidir. Zira idrarda bakteri bulunan hastalarda gebelik zehirlenmesi ve bebek ölüm riskinin arttığı gösterilmiştir. Bu tablonun geliştiği hastalar kadın doğum doktorları, üroloji ya da nefroloji doktorları tarafından mutlaka değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidirler.

Böbrek Büyümesi (Hidronefroz)

Gebelik ilerledikçe bebeğin karın içerisinde kapladığı yer de arttar. Buna bağlı olarak bazı hamilelerde bebek ve kesesi bir ya da her iki böbrek kanalına bası yapabilir. Bu basıya bağlı olarak böbreğin idrarı mesaneye aktarması bozulur ve o tarafta böbrek şişer. Buna hidronefroz denir ve genellikle hamileliğin yarısından sonra ortaya çıkar.

Burada önemli olan hidronefrozun derecesidir. Eğer ikinci derece bir hidronefroz varsa takip önerilir. Üçüncü ve dördüncü derece hidronefroz var ya da böbrek fonksiyonlarında bozulma söz konusu ise bu hastalara küçük bir cerrahi işlem olan “double J stent” uygulaması yapılarak böbrekte basınç azalması sağlanabilir. Hidronefroz varlığı idrar yollarındaki basit enfeksiyonların kolaylıkla böbreğe yayılması açısından önemli bir risk oluşturur ileri derecedeki hidronefrozlar geçici ya da kalıcı böbrek hasarlanmasına yol açabilirler. Bu hastalar mutlaka hamilelikleri süresince yakın takip edilmelidirler.

Gebelikte Hipertansiyon

Gebelikte hipertansiyon genellikle üç şekilde ortaya çıkar:

İlk olarak, hipertansiyon tanısı olan bir kadın hamile kalabilir. Bunlar daha önce tansiyon ilacı kullanan ya da kullanmayan hipertansiyon hastalarıdırlar. Hasta eğer tansiyon ilacı kullanıyorsa bu kullanılan ilaçların bebeğe bir zararı olup olmadığının mutlaka kontrol edilmesi gereklidir. Eğer planlı bir hamilelikse bu ilaçlar hamile kalınmadan değiştirilmelidir. Zira bu tansiyon ilaçlarından bir kısmı anne karnındaki bebeğin işitme ve böbrek gelişimi açısından sorunlara yol açabilirken, bir kısmı da amniyon sıvısının azalmasına yol açabilir. Hipertansiyon tedavisiz bırakılırsa bebeğin gelişimi ve ileride gebelik zehirlenmesi riski ortaya çıkabilir.

İkinci olarak daha önce hipertansiyonu olmayan bir hastada gebelik esnasında hipertansiyon ortaya çıkabilir. Bu durum ileri yaş gebeliklerinde, aşırı kilolu olanlarda, hamilelik esnasında şeker hastalığı ortaya çıkanlarda ve hamilelik esnasında aşırı kilo alanlarda daha fazla görülür. Bu hastalar da uygun tansiyon ilaçları ile mutlaka tedavi edilmelidirler.

Sonuncu ve en önemlisi gebelik zehirlenmesidir.

Gebelik Zehirlenmesi

Gebelik zehirlenmesi hamileliğin 20’inci haftasından sonra ortaya çıkan ciddi bir sorundur. Bu hastalık annelerde ciddi kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceği gibi bebek ölümlerine, erken doğumlara ve bebek gelişim sorunlarına da neden olabilir.

Bu hastalık gebeliğin yarısından sonra ortaya çıkan tansiyon yüksekliği, idrarda protein kaçağı ve ödem ile karakterize olmuştur.

Ciddi olgularda havale, bayılma gibi nörolojik durumlara yol açabilir. Bu hastalarda erken dönemde ortaya çıkan kontrol altına alınamayan problemler ve organ hasar bulguları varsa anne hayatının korunması adına gebeliğin sonlandırılması gerekebilir. Gebeliğin sonuna doğru görüldüğü ve daha ılımlı olgularda ise gereğinde yatış verilerek bebeğin gelişmesi için süre kazanılması ve sonrasında hamileliğin erken doğumla sonlandırılması sağlanabilir. Gebelik zehirlenmesi açısından başlıca risk faktörleri; ileri yaşta gebelik, çoklu gebelik, daha önce gebelik zehirlenmesi öyküsü, şeker hastalığı, hipertansiyon, obezite, yardımcı üreme teknikleriyle hamile kalma, sigara kullanımı, idrar yolu enfeksiyonları, mental stres, altta yatan böbrek hastalığının varlığı ve polikistik over hastalığıdır. Bu hastaların mutlaka kadın doğum ve nefroloji uzmanı tarafından takibi gerekmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Sani Konukoğlu Hastanesi/Nabız Dergisi/Sayı-65

Web: http://www.sankotip.com/

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir