Özgül Öğrenme Bozukluğu

Öğrenme bozukluğu olan çocukların birçoğu akranlarına göre daha geç konuşmaya başlar. Konuşmaya başladıktan sonra da birtakım telaffuz sorunları, yetersiz sözcük dağarcığı gibi dile ait sorunlar görülebilir. Bununla birlikte okul öncesi dönemde resim çizmeye isteksizlik, şekilleri çizememe, düğme ilikleyememe, makas-çatal-kaşık kullanamama gibi ince motor becerilerde gerilikler özgül öğrenme bozukluğunun erken dönemdeki belirtileri olabilir.

 

Dünyada en yaygın kullanılan psikiyatrik tanı sınıflandırma sistemi olan DSM-V’deki tanımlamasına göre özgül öğrenme bozukluğu, zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin standart testlere göre yaşı, zekâ düzeyi ile aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, yazma ve aritmetik becerilerinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıdır. Temel olarak üç tür öğrenme bozukluğu vardır:

  1. Okuma bozukluğu (disleksi)
  2. Yazılı anlatım bozukluğu (disgrafi)
  3. Matematik bozukluğu (diskalkuli)

Dislekside (okuma bozukluğu) kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zekâ düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önüne alındığında okuma becerisi beklenenin önemli ölçüde altındadır. Disgrafide yazma becerileri, diskalkulide de matematiksel becerileri beklenenin önemli ölçüde altındadır. Öğrenme bozukluklarının nedenleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Genetik geçişin önemi vurgulanmaktadır. Dislektik anne babaların çocuklarında okuma bozukluğu riskinin erkek çocuklarında %30-40, kız çocuklarında %17-18 olduğu bildirilmektedir. Çeşitli çalışmalarda tek yumurta ikizlerinde her iki ikizde görülme oranı %68, çift yumurta ikizlerinde ise %38 olarak verilmektedir.

Çeşitli nedenlerle ölen dislektik bireylerin beyin yapıları incelendiğinde, sağlıklı bireylerden farklı olarak, özellikle sol beyin yarım kürelerinin yan bölgesinin (temporal lob) yapısal olarak farklar içerdiği görülmüştür.

Öğrenme bozukluklarının toplumda görülme sıklığı yaklaşık %5-10 kabul edilmektedir. Yaygınlık oranlarında, okuma bozukluğu %4, yazılı anlatım bozukluğu %4 ve matematik bozukluğu %1 olarak belirtilir. Yazılı anlatım bozukluğu sıklıkla diğer öğrenme bozukluklarıyla birliktelik gösterir. Öğrenme bozuklukları gelişimsel sorunlardır ve çocuğun doğumuyla başlayarak eğitim süreci içinde belirtiler daha belirginleşir. Genelde sorunlar azalsa da belirtiler yaşam boyu sürebilir. Bireyin eğitimini, mesleğini, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini, benlik saygısını etkiler.

Okul öncesi dönemde öğrenme bozukluklarını saptamak pek kolay değildir. Ancak bazı özellikler bize çocukta ileri yaşlarda öğrenme bozukluğu tanısı konabileceğini düşündürür. Bunlardan en önemlisi, çocukta konuşmanın gecikmesidir. Öğrenme bozukluğu olan çocukların birçoğu akranlarına göre daha geç konuşmaya başlar. Konuşmaya başladıktan sonra da birtakım telaffuz sorunları, yetersiz sözcük dağarcığı gibi dile ait sorunlar görülebilir. Bununla birlikte okul öncesi dönemde resim çizmeye isteksizlik, şekilleri çizememe, düğme ilikleyememe, makas-çatalkaşık kullanamama gibi ince motor becerilerde gerilikler özgül öğrenme bozukluğunun erken dönemdeki belirtileri olabilir. Bu çocuklarda bazen de okul öncesi dönemde zaman kavramlarında, önce-sonra, arka-ön gibi kavramların kazanılmasında gecikme ya da el tercihinin oluşmasında gecikme görülebilir.

ozgul-ogrenme-bozuklugu-a

Öğrenme bozukluklarının tanısı en sık ilköğretim döneminde konur. Bu döneme ilişkin en belirgin özellikler arasında aşağıdakiler sayılabilir.

Zeka düzeyi: Normal ya da normalin üstündedir (IQ>85). Akademik Başarı: Düşüktür ya da inişli çıkışlıdır. Bazı derslerde ya da alanlarda normal ya da normal üstüyken, bazı derslerde ve alanlarda düşüktür.

Okuma becerisi: Harf-ses ilişkisi kurmakta zorlanır, harfleri ve rakamları (b-d, b-p, 6-9) karıştırabilir. Kelimeleri hecelerken ya da harflere ayırırken zorlanabilir; okurken heceleri ya da sözcüğü ters çevirebilir (ne-en, çok-koç); harf, sözcük atlar, ekler ya da uydurabilir. Sıklıkla okuduğu yeri kaybeder, satır karıştırır, okuduğunu anlamakta zorlanır, okumayı sökemez ya da okuması yavaştır.

Yazma becerisi: Genellikle yaşıtlarına oranla yazma becerisi okunaksız, yavaştır. Yazarken bazı harf ve sayıları, kelimeleri ters yazar, karıştırır (b-d, m-n), yine yazarken bazı harfleri, heceleri atlar ya da ekler. Yazarken heceleri ya da sözcüğü ters çevirir (ve-ev, kat-tak), tahtadaki yazıyı defterine çekerken ya da söylenenleri defterine yazarken zorlanır. Kelimeler arasında hiç boşluk bırakmaz ya da kelimeyi iki üç parçaya bölerek yazar (ya pa bil mek tir). Defterleri düzensizdir, satır ve sayfayı iyi kullanamaz, el-göz koordinasyonu zayıftır. Yazı ve çizimleri bozuktur, kalemi uygun biçimde tutmakta güçlük çeker, imla ve noktalama hataları yapar, yazılı olarak kendini ifade etmekte zorlanır.

Aritmetik beceriler: Genellikle küçük yaşlardan itibaren sayı kavramını anlamakta güçlük çekebilir (“beş mi, bir mi büyüktür?” gibi). Bazı aritmetik sembolleri öğrenmekte zorlanır, karıştırır (“+” yerine “x” gibi), sayıları karıştırır (6- 9, 4-7 gibi), geometrik şekilleri çizmekte ve isimlendirmekte zorlanır. İşleme sağdan değil soldan başlar, eldeleri unutur ya da doğrudan sonucu yazar. Çıkarırken bir onluk desteyi bozmak yerine alttakinden üstekini çıkarır. Çarpım tablosunu öğrenemez, problemi çözüme götürecek işleme karar veremez, akıl yürütmekte zorlanır. Ölçüm ve olasılık hesaplarında güçlük çeker. Akıldan doğru çözdüğü pek çok problemi kâğıt-kalemle yapamaz.

Sıraya koyma becerisi: Haftanın günlerini, ayları, mevsimleri, sayıları, alfabenin harflerinin sırasını karıştırır. Dinlediği, okuduğu bir öyküyü anlatması istendiğinde öykünün başını, sonunu karıştırır. Sözlü ya da yazılı olarak düşüncelerini sırayla ifade etmekte güçlük çeker. Sıralı çizimlerde ardışıklığı sürdüremez.

Algı sorunları: Görsel algı (ayrımlaştırma, figür-zemin, hafıza alanlarında) sorunları; işitsel algı sorunları; dokunsal algı güçlükleri (dokunarak ayrımlaştırma ve tanımada güçlük çekme); el-göz koordinasyonuyla ilgili algı güçlükleri; dans, ip atlama gibi aktivitelerde zorlanma; mekânsal algı güçlükleri (mekânda yönelmede, pozisyonu algılamada güçlük çekme yön bulmakta zorlanma).

Dikkat-hareket sorunları: Dikkatin kısa süreli olması, kolayca dağılması, konsantrasyon güçlüğü, aşırı hareketlilik, hızlı ve çok konuşma vardır. Bazıları oldukça yavaş ve hantaldır.

Sosyal-duygusal sorunlar: Yaşıtlarına göre daha çocuksudur, düşünmeden aklına eseni yapar, eleştirildiğinde aşırı tepki gösterir, öfkelenir ya da dikkate almaz (eleştiriye toleransı azdır). Sosyal çevrenin sözel olmayan ipuçlarını anlamakta zorlanır. Jest ve mimikleri doğru yorumlayamaz, arkadaş ilişkilerinde (ilişki kurmakta ve sürdürmekte) zorluklar yaşar. Hayaller kurar, dalgındır, değişikliklere zor uyum sağlar, duygulanımları sık değişir, kendine güveni azdır (benlik saygısı düşüktür), öğrenmeyle ilgili çok sayıda travmatik yaşantısı vardır. Çişini kaçırma, kakasını kaçırma, karın ağrısı, okul reddi, okuldan kaçma gibi temel soruna eşlik eden ikincil davranış sorunları görülür.

Çalışma alışkanlığı: Ödevlerini alamaz ya da eksik alır, ev ödevlerini yaparken yavaş ve verimsizdir, ders çalışırken sık sık ara verir, çabuk sıkılır, ders çalışmayı (okuma-yazma faaliyetlerini) sevmez, ödevlerini yaparken birilerinin yardımına gereksinim duyar, güçlükleri ürettiği işin kalitesini etkiler. Başarılı olamadığı zaman da hevesi çabuk kırılır ve kolay vazgeçer.

Öğrenme bozukluğu olan çocuk ve gençler bu sayılan özelliklerin tümünü taşımayabilirler. Her biri farklı sayıda, farklı yoğunlukta bu belirtileri gösterirler. Öğrenme bozukluğu pek çok psikiyatrik bozuklukla birlikte görülmektedir. Öğrenme bozukluklarıyla en sık birlikte görülen nöro-gelişimsel bozukluk, “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu”dur (DEHB). DEHB’nun yanında, karşı gelme bozukluğu, davranım bozukluğu gibi diğer yıkıcı davranım bozukluklarıyla depresyon ve anksiyete bozukluklarının da öğrenme bozukluğuna eşlik ettiği bilinmektedir.

Okul başarısızlığının ve öğrenme sorunlarının çeşitli nedenleri arasında zeka gerilikleri, görme-işitme sorunları, ciddi ruhsal bozukluklar, kronik hastalıklar, bazı nörolojik hastalıklar, sosyo-kültürel yetersizlikler, aile içi sorunlar, motivasyon eksikliği, okul-öğretmen ya da eğitim programından kaynaklanan sorunlar sayılmaktadır.

Öğrenme bozukluğunun ayırıcı tanısında tüm bu nedenler gözden geçirilmeli ve dışlanmalıdır. Tanı ve değerlendirme süreci içinde hastanın geçmişi ayrıntılı olarak alınmalı, fizik muayene, duyu muayeneleri, nörolojik muayene, EEG, laboratuvar testleri ve genetik incelemeler yapılmalıdır. Öğrenme bozukluğu vakaları kliniğe çoğunlukla okul başarısızlığı nedeniyle getirilmekle birlikte çok farklı bir klinik görünüm de sergileyebilmektedir. Okul korkusu, depresyon, davranım bozuklukları, bedensel yakınmalar, gece korkuları ya da konuşma bozukluğu yakınmalarının altında öğrenme bozukluğu olabileceği düşünülmeli ve bu yönde incelemeler yapılmalıdır. Öğrenme güçlüğünü ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Ancak bu sorunun yanı sıra dikkat eksikliği aşırı hareketlilik, depresyon, kaygı bozukluğu gibi başka psikiyatrik bozukluklar eşlik ediyorsa bunların ilaçla tedavisi düşünülmelidir.

Öğrenme bozukluğunun tedavisinde en önemli yaklaşım çocuğun ihtiyacına ve bireysel özelliklerine göre planlanmış özel eğitimdir. Özel eğitim sayesinde çocuğun akademik başarısı desteklenir ve okuma, yazma ve aritmetik becerileri geliştirilebilir. Son yıllarda özgül öğrenme bozukluğunun tedavisinde tDCS gibi beyin uyarım tekniklerinin, nörofeedback gibi destekleyici tedavilerin üzerinde durulmakta ve bu konularda araştırmalar yapılmaktadır.

 

 

Kaynak: Üsküdar Üniversitesi/Psiko Hayat Dergisi/Sayı-18

Web: http://www.psikohayat.com/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir